loading . . . İstanbul Barosu davasının karar duruşması | "Hak ve özgürlükler için mücadeleye devam edeceğiz" <a>
<a>
İstanbul Baro Başkanı İbrahim Özden Kaboğlu ve yönetim kurulunun, “basın ve yayın yolu ile terör propagandası yapmak” ve “basın ve yayın yolu ile yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamalarıyla yargılandığı davanın karar duruşması İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Silivri'deki Marmara Cezaevi Yerleşkesindeki duruşma salonunda görülüyor. Duruşmayı TBB temsilcileri, diğer illerin baro başkanları, diğer ülkelerden baro temsilcileri ve İstanbul Barosuna kayıtlı çok sayıda avukatın yanı sıra uluslararası hukuk örgütü temsilcileri de izliyor. Emek Partisi Genel Başkanı Seyit Aslan, Emek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel, Avcılar Belediyesi Eski Başkanı Turan Hançerli, CHP Eski Milletvekili Süleyman Çelebi'nin de aralarında bulunduğu siyasi parti, kitle örgütü ve kurum temsilcileri de baro yöneticilerine destek amacıyla duruşmayı takip ediyor.
Baro yöneticileri salona alkışlarla girdi
İstanbul Baro yöneticileri duruşma salonuna alkışlarla girdi. Mahkeme heyetinin salona girişinin ardından duruşma yoklama ile başladı. Yoklama sonrası mahkeme heyeti baro yöneticilerine suçlamalara ilişkin son sözlerini sordu. İstanbul Baro Yöneticisi Bengisu Kadı Çavdar karar öncesi son beyanını sundu. Çavdar, "Biz burada savunmamızı yaparken genç meslektaşımızın çalışırken hayatını kaybetmesi karşısında 'son söz' demek yeterli mi? Neyi eksik yaptık. Mesleğini yaparken hayatını kaybeden tüm meslektaşlarımı anıyorum. Biz yaşam hakkını ve avukatların bağımsızlığını savunduk. Biz bu salonda büyük bir dayanışma yarattık. Bize yönei,ltilen iddiaları yanıtlarken uluslararası hukuk kararları ortaya koyduk. Savcılık makamının meslekten men edilerek cezalandırılmamı istediği bu davada ben mesleğe nasıl daha fazla bağlanabileceğimi gördüm. Bu davada insan haklarının savunulmasına hizmet edebildiysem ne mutlu bana. Bu denli haksız şekilde açılan davanın hukuka uygun bir şekilde sonuçlandırılmasını bekliyoruz" dedi.
'Şimdi sorumluluk sırası mahkeme heyetinde'
Daha sonra söz alan Ekim Bilen Selimoğlu da "Tüm duruşmalardan sonra belirteceğimiz en önemli husus şudur: Burada vereceğiniz karar İstanbul Barosu için bir netice doğurmayacak. Baromuz hukuku savunmaya devam edecek. Beraat kararına sevinmeyeceğiz, mahkumiyete üzülmeyeceğiz. Biz bu karar sonrası susmayacağız. Ancak bu kararla Türkiye bir hukuk devleti midir, buna işaret edeceksiniz" dedi.
Server Tanilli'ye atıfta bulunan Selimoğlu, "İçinde yaşadığımız çağa ve topluma bir bilim adamı gözüyle baktım. O nedenle tarafsız kalamazdım. Çağına karşı görevini yerine getirmiş birinin huzurunu taşıyorum. Kalemimden çıkmış her cümle ve kelimenin altında entelektüel şerefim yatmaktadır. Bu şereften ölüm pahasına da olsa dönemem. Şimdi sorumluluk sırası sizde. Unutmayın ki siz de çağa ve topluma karşı sorumlusunuz" dedi.
'Meslektaşlarımızın katledilmesine yol açan anlayışın bir parçası da bu davadır'
Daha sonra söz alan İstanbul Barosu Yöneticisi Fırat Epözdemir ise “İstanbul Barosu’nun hiçbir zaman son sözleri olmaz. Dün Yalova’da saldırı neticesinde hayatını kaybeden meslektaşımızı anıyorum. Bizler aleyhine açılan bu haksız davalar her bir avukatı hedef haline getiren davalardır. Meslektaşımızın katledilmesine neden olan anlayışlardan biri de bu davalardır. Geçen hafta İstanbul Barosu üyesi genç bir meslektaşımız intihar etti. Sebebi ekonomik nedenlerdi. Adaletin içinde bulunduğu bu durum ekonomik sorunların da sebeplerinden biridir. Bu davalar ekonomik sorunlara, dolayısıyla meslektaşlarımızın ve yurttaşların intiharına giden yolu açmaktadır. Bu çok ağır bir sorumluluktur. Bu bilinçle hareket edilmelidir” ifadelerini kullandı.
İstanbul Barosu Yöneticisi Yelda Koçak Urfa ise “Biz görevimizi yerine getirdik. Toplumsal dava hukuku en çok aşındıran davalardandır. Bu dava da o davalardan biridir. Bu nedenle verilecek kararın hak ve özgürlükler temelinde olmasını istiyorum” dedi.
Baro Yöneticisi Mehmedali Barış Beşli ise “Seçildiğimiz baro genel kurulunda bize karşı karalama kampanyaları yürütüldü. Bu dava karalama kampanyasının bir devamıdır. Biz baro yönetimine gelmeden önce yaptığımız gibi seçildikten sonra da hak ve özgürlükleri savunduk, hak ihlallerine karşı mücadele ettik. Muktedirler muhalif bir baro istememektedir. Eleştiri demokrasinin gereğidir. Bir soru ile bitirmek istiyorum, bu soru bize de çok soruluyor: Türkiye’de hukuk var mı? Biz yaralı da olsa hukukun olduğunu söylüyoruz. Yargının üç ayağını hukuka uygun davranmaya çağırıyoruz” dedi.
'Bu ülkede doğmuş olmanın bize yüklediği sorumluluklar var'
Baro Yöneticisi Hürrem Sönmez ise “Duruşmalarda söylenebilecek hemen her şeyi söyledik. Biz başka türlü bir dünyanın mümkün olabileceğine inanan insanlarız. Kadın avukatlar olarak bu ülkede doğmuş olmanın bize yüklediği bir sorumluluk var: Yaşam hakkı başta olmak üzere hak ve özgürlükleri savunmak. Dün Gazeteci Metin Göktepe’nin katledilmesinin 30. yıl dönümüydü. Onu öldüren sanıklara ceza veren hakim geçtiğimiz günlerde avukatlık yeminini etti. Bizler adaletiyle hatırlanacak hakimlerin sayısının artmasını talep ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Baro Yöneticisi Metin İriz de baro genel kurulu sürecinde listeye karşı yürütülen karalama kampanyasını hatırlatarak “Biz ıslık dahi çalsak hakkımızda dava açılacaktı. Bizim yaptığımız açıklamada serbest bırakılmasını istediğimiz kişiler hakkında açılan davalar beraatle sonuçlandı. Açıklamada bahsi geçen gazetecilerin gazeteci olup olmadığı tartışması yürütüldü bu yargılamada. Ben dosyaya Nazım Daştan’ın gazeteci kimlik kartını sundum. Cihan Bilgin’in ulusal bir gazetede yayınlanan haber dosyasını sundum yine dosyaya” dedi. Tahir Elçi’nin katledilmesini, Can Atalay’ın tutuklanmasını hatırlatan İriz, “Bu kez hukuk kurumsal olarak hedef alınmıştır. Bu dava hak arama hakkına karşı açılan hukuksal savaşın bir göstergesidir” dedi.
'Taşı delen suyun gücü değil, damlaların sürekliliğidir; mücadeleye devam edeceğiz'
Baro Yöneticisi Ahmet Ergin ise “Bu yargılama bir çok şeyin yanı sıra baroların ve avukatların soruşturma usulünün savunma hakkının korunması için yeterli olmadığını gösterdi. Görevimizi yaptık ve yapmaya devam edeceğiz. Yaşam hakkı ve ifade özgürlüğünü savunmaya devam edeceğiz. İş cinayetleri ve kadına şiddete karşı cezasızlığın son bulmasını istedik ve istemeye devam edeceğiz. Taşı delen suyun gücü değil, damlaların sürekliliğidir. Biz de savunmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Baro Yöneticisi Ezgi Şahin Yalvarıcı da “Bizler soruşturulması istenmeyen ölümler karşısında adalet istiyoruz. Bu yargılamanın sonunda mesleğimizin ve insanlığımızın gerektirdiği yerde durduğumuzu biliyoruz. Verilecek karar ileride hukukun ve adalet talebinin hangi noktada savunulduğu ya da sınandığını gösterecektir” dedi.
'Makbul avukat olmayacağız'
Baro Yöneticisi Rukiye Leyla Süren de “Sessiz kalmamız istendi ancak biz sessiz kalmadık. Yaşam hakkını hayatın her alanında savunduk. Bu da o kapsamdaki açıklamalarımızdan biriydi. Bugün avukatsız bir hukuk sistemi isteniyor. Buna müsaade etmeyeceğiz. İktidarın rüzgarına göre şekil almamızı kimse bizden beklemesin. Makbul avukat olmayı kabul etmiyoruz” dedi.
'Son nefesime kadar hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz'
İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ise mahkemenin son sözlerini sorması üzerine “Buradaki benim son sözüm olamaz. Ben son nefesime kadar hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğim” dedi.
Yalova’da öldürülen avukatı da hatırlatan Kaboğlu, “Adil yargılanma hakkına saygı gösterilseydi savunma hakkına dönük ihlaller ilk sıralarda yer almayacaktı. İster sav, ister savunma, ister hüküm; hukukçuların tümünün anayasa zeminindeki asgari bir ortaklıkta buluşmaları gerekmektedir. Barolar özel bir yere sahiptir. İnsan hakları ve özgürlüklerin savunulmasında sav ve hüküm mercinden farklı olarak devlete dur diyebilecek bir yerde bulunmaktadır. Bu dava açısından İstanbul Barosu da meşru araçlarla bunu yapmıştır” dedi.
Kaboğlu'nun beyanının tamamlanmasının ardından salonda bulunanlar alkışlarla baro yöneticilerine destek verdi. Karar için duruşmaya ara veren mahkeme başkanı alkışlarsanız salonu boşaltırım diyerek tehditte bulundu. Ara sonrası karar açıklanacak.
Duruşmayı takip eden uluslararası hukuk örgütleri ve barolar
İstanbul Barosu yönetiminin yargılandığı davayı; 83 farklı ülkenin hukukçularını temsil eden 30 baro ile 17 uluslararası hukuk birliğinin, aralarında çok sayıda baro başkanı ve üst düzey yöneticinin de bulunduğu temsilcileri bizzat gözlemci olarak takip etti.
Diğer ülke baroları
Almanya Federal Barosu
Almanya Barolar Birliği
Berlin Barosu (Almanya)
Karlsruhe Barosu (Almanya)
Brüksel Barosu (Belçika)
Charleroi Barosu (Belçika)
Liége-Huy Barosu (Belçika)
Bulgaristan Yüksek Baro Konseyi
Sofya Barosu (Bulgaristan)
Haskovo Barosu (Bulgaristan)
Paris Barosu (Fransa)
Marsilya Barosu (Fransa)
Lyon Barosu (Fransa)
Bordeaux Barosu (Fransa)
Lille Barosu (Fransa)
Toulouse Barosu (Fransa)
Montpellier Barosu (Fransa)
Rennes Barosu (Fransa)
Grenoble Barosu (Fransa)
Hauts-de-Seine Barosu (Fransa)
Saine-Saint-Denis Barosu (Fransa)
Amsterdam Barosu (Hollanda)
Rotterdam Barosu (Hollanda)
İspanya Ulusal Barolar Konseyi
Cenevre Barosu (İsviçre)
Bologna Barosu (İtalya)
Brescia Barosu (İtalya)
Torino Barosu (İtalya)
Norveç Barolar Birliği
Polonya Baro Konseyi
Duruşmayı izleyen hukuk birlikleri ve dernekler
Berlin/Hamburg Ceza Savunma Dernekleri Organizasyon Ofisi
Almanya Cumhuriyetçi Avukatlar Derneği (RAV)
Fransa Baro Başkanları Konferansı
Fransa Ulusal Barolar Birliği (CNB)
Avukatlar İçin Avukatlar (L4L)
Sınır Tanımayan Savunma - Dayanışma içinde Avukatlar (DSF-AS)
Uluslararası Avukatlar Birliği - Hukukun Üstünlüğü Enstitüsü (UIA-IROL)
Tehlike Altındaki Avukatlar İçin Uluslararası Gözlemevi (OIAD)
Avrupalı Demokrat Avukatlar (AED/EDL)
Hollanda Sosyal Avukatlar Birliği (VSAN)
Ortak Hukuk Geleneğine Sahip Uluslararası Barolar Konferansı (CIB)
Avrupa Barolar Federasyonu (FBE)
Belçika Fransızca ve Almanca Konuşan Barolar Birliği (OBFG)
İsviçre Demokratik Hukukçular Birliği (DJS)
Avrupa Demokrasi ve Dünya İnsan Hakları İçin Avukatlar Birliği (ELDH)
Avrupa Barolar ve Hukuk Birlikleri Konseyi (CCBE)
İtalyan Ceza Avukatları Odaları Birliği Tehdit Altındaki Avukatlar Gözlemevi (UCPI)
Baroları temsil edilen ülkeler
Fransa, Almanya, Hollanda, İtalya, Belçika, İsviçre, Bulgaristan, İspanya, Norveç, Polonya.
FBE tarafından temsil edilen diğer ülkeler
Azerbaycan, Çek Cumhuriyeti, İrlanda, Lüksemburg, Portekiz, Kosova Cumhuriyeti, Romanya, Avusturya, Ukrayna, Birleşik Krallık, Yunanistan.
CIB tarafından temsil edilen diğer ülkeler
Ermenistan, Cezayir, Benin, Burkina Faso, Burundi, Kamerun, Orta Afrika Cumhuriyeti, Komorlar, Kongo Cumhuriyeti, Fildişi Sahili, Cibuti, Gabon, Gine-Bissau, Gine Cumhuriyeti, Mauritius, Madagaskar, Mali, Fas, Moritanya, Nijer, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Ruanda, Senegal, Çad, Togo, Tunus, Kanada, Amerika Birleşik Devletleri, Guadeloupe, Saint-Martin, Saint-Barthélémy, Haiti, Martinik, Kamboçya, Laos, Lübnan, Suriye, Vietnam.
CCBE tarafından temsil edilen diğer ülkeler
Kıbrıs, Hırvatistan, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Macaristan, İzlanda, Letonya, Lihtenştayn, Litvanya, Malta, Slovak Cumhuriyeti, Slovenya, İsveç, Karadağ, Sırbistan, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Gürcistan, Kuzey Makedonya, Moldova, Andorra, San Marino.
Duruşmayı takip eden baro temsilcileri
TBB Başkanı Erinç Sağkan
TBB Başkan Yardımcısı Ercan Demir
TBB Başkan Yardımcısı Bahar Gültekin Candemir
TBB Yönetim Kurulu üyesi Kemal Aytaç
TBB Yönetim Kurulu üyesi Makbule Tanış
TBB Yönetim Kurulu Üyesi Nizam Dilek
TBB Yönetim Kurulu üyesi Ali Bayram
TBB Başkan Danışmanı Veli Küçük
Antalya Barosu Ali Çağdaş Bozaner
Artvin Barosu Başkanı Handan Demiral Almalı
Aydın Barosu Başkanı Utku Devrim Barış Arslan
Batman Barosu Başkanı Rüstem Siyahtaş
Bitlis Barosu Başkanı Gülhan Bayram Sekmen
Bitlis Barosu Başkan Yardımcısı M. Emin Acar
Mersin Barosu Başkanı Gazi Özdemir
Zonguldak Barosu Başkanı Avukat Türker Kapkaç
Ne olmuştu?
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, baronun 21 Aralık 2024’te Suriye'de ölen gazeteciler Nazım Daştan ve Cihan Bilgin hakkında yaptığı açıklama üzerine İbrahim Kaboğlu ve ile Yönetim Kurulu üyeleri Rukiye Leyla Süren, Hürrem Sönmez, Ahmet Ergin, Metin İriz, Mehmedali Barış Beşli, Yelda Koçak Urfa, Fırat Epözdemir, Ezgi Şahin Yalvarıcı, Ekrem Bilen Selimoğlu ve Bengisu Kadı Çavdar hakkında soruşturma başlatmıştı. Bu soruşturma ile başlayan süreç kapsamında baro yöneticileri hakkında hem ceza davası hem de görevden alınmaları için ikinci bir dava açılmıştı.
Ceza davasının ilk duruşması 28-29 Mayıs tarihlerinde görülmüştü. İlk duruşmaya başka bir dosyadan tutuklu bulunan İstanbul Barosu yönetim kurulu üyesi Fırat Epözdemir alkışlar eşliğinde getirilmişti. İlk gün baro yöneticilerinin savunması ile tamamlanmıştı.
Duruşmanın ikinci günü ise mahkeme salonu boş kalmıştı. Baro yöneticisi Fırat Epözdemir’in İstanbul Adliyesi’nde tutuklu yargılandığı davanın duruşmasının da aynı güne denk getirilmesi nedeniyle avukatlar ve baro yöneticileri Silivri'deki duruşma yerine İstanbul Adliyesi'ndeki duruşmayı izlediler.
Mahkeme başkanı, sanık avukatlarının mazeret dilekçesi sunarak duruşmaya katılmadıklarını söyledi ve duruşmayı 9 ve 10 Eylül’e erteledi. Bu tarihlerde görülen ikinci duruşmada ise yargılanan baro yöneticilerinin savunmalarına devam edilmiş ardından baro yöneticilerinin avukatları savunma yapmıştı. Duruşmanın Silivri’de görülmesini eleştiren baro yöneticileri ve avukatlar yargılamaya Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde devam edilmesini talep etmiş ancak mahkeme başkanı bu talebi reddetmişti.
Duruşmada tüm savunmaların tamamlanmasının ardından mahkeme heyeti dosya savcısından mütalaa talep etti. Savcı mütalaanın sunulması için süre talep etti. Bunun üzerine mahkeme heyeti duruşmayı 5 Ocak 2026 tarihine erteledi.
Baro yönetiminin görevden alınması talebiyle açılan dava ise 21 Mart'ta İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmüş ve mahkeme, Kaboğlu ile yönetim kurulu üyelerinin görevlerine son verilmesine ve seçim yapılmasına hükmetmişti. https://www.evrensel.net/haber/593156/istanbul-barosu-davasinin-karar-durusmasi-hak-ve-ozgurlukler-icin-mucadeleye-devam-edecegiz